Çok koştuk, çok yorulduk….

Vakti zamanında turistlerin gemilerle geldiği, kahvaltı büfesinde uzun kuyrukların olduğu, haftada en az iki kere insanların mutluluğunu sevdikleriyle paylaştığı düğünlerin yapıldığı, büyük şirketlerin büyük iş insanlarını konuşmacı olarak çağırdığı büyük toplantıların düzenlendiği, uluslararası kongrelere ev sahipliği yapılan otellerde çalıştım. Gün geldi izinli günlerimi gönüllü olarak iptal edip, işimin başında durdum, gün geldi sevdiğim arkadaşlarımın özel anlarında yanlarında olamadım, kötü günlerinde hastane ziyaretlerine gidemedim. Bu benim şahsi tercihimdi, işe inancım vardı öncelik her zaman misafirlerimizindi; o dönemlerde işe saygı sosyalleşmekten önemliydi…

Sonra madalyonun diğer tarafına geçip misafirlerimize otellerde organizasyonlar yapmaya başladım, yine her şey onlar içindi. Yine sabahlar gecelere, gündüzler akşamlara karışıyordu koşuyorduk, adım atmak yetmiyordu.

Ben ve benim gibi bir çok turizmci meslektaşım işine özveri ile sarıldı, Turizm atağa geçti, yeni otellerin açılması, organizasyonların sadece 09:00-18:00 arası bir salonda toplanmaktan öteye taşıyan yeni aktivitelerin çıkması, personel alımının artması, bu meslekten yemek yiyenlerin sayısını arttırdı. Düşünün, bir otelde misafirlerle yüz yüze çalışan departmanların yanında hiç misafir yüzü görmeyen bir sürü çalışan olduğu gibi, bir organizasyonda kağıt basandan, malzemeyi taşıyan şoförüne, hamalına, bilgisayar başında kurgu yapıp, bu kurguyu sunan satışçısına organize eden operasyon personeline saymakla bitmeyecek bir insan gücü, tek bir meslek adı altında, Turizm.

Global bir kriz atlatmaya çalıştığımız şu günlerde yine yüzüne bakılmayan, yine yok sayılan, yine büyük patronların göz kırpmadan harcadığı personelin sesi duyulmayan Turizm.

Her bir krizde, depremde, yasta, sekteye uğrayıp, koşarken ayağına çelme takılan bu sektörde biz düşmeye, düştükten sonra tekrar ayağa kalkıp koşmaya alışığız. Yine kaldığımız yerden devam ederiz.

Tek istediğimiz sesimizi duymanız, evde geçirdiğimiz bu günlerde bizi unutmamanız.

Biz sektörümüze sahip çıkmaya çalışırken sizlerin de bize sahip çıkması.

Sayın Turizm Bakanımız, Sayın TURSAB Başkanımız, Saygılı Basın Mensupları, Sevgili Şirket Sahipleri Dostlarımız sizleri Turizme sahip çıkmaya, sesimizi duymaya davet ediyoruz.